Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
2 tane "hepsi" etiketli yazı bulundu "hepsi" tagli diger ogeler resimler , videolar
 
Haz
04
    
scrol | 04 Haziran 2008 21:19 | etiket:  
Kelebek, bir ilke imza atarak Hepsi grubu üyeleri ile annelerini bir araya getirdi.

HEPSİ ANNELERİNİN FOTOĞRAFLARI

Kelebek, yaklaşan Anneler Günü için özel bir prodüksiyona imza attı ve Hepsi grubu üyeleri ile annelerini bir araya getirdi. İşte, bu çekim sayesinde yoğun programlarından kopup sevdikleriyle vakit geçirme şansı yakalayan Hepsi kızlarının çok özel anları...
Gülçin-Ayser
Annem kadar cesur değilim
- Fotoğraf çekiminde reiki yapıyorsunuz. Anne-kız konseptinde bunu tercih etme nedeniniz neydi?

Gülçin: İkinci seviyede reiki yapıyorum. Anneme yorgun olduğunda, başı ağrıdığında ya da tansiyon problemi yaşadığında reiki yapıyorum. Annem de hiç uyumadığı kadar rahat uyuyor böyle zamanlarda. Ona bir şekilde faydam dokunduğu için mutlu oluyorum ben de.

- Nereden aklınıza geldi reiki’ye başlamak?

 

Gülçin: Küçüklüğümden beri spritüel kitaplar okuyorum. Hayatıma reiki hocaları girdi ve reiki yapmaya başladım.

Ayser: Gülçin, reiki sayesinde istediği her şeyi yaptırıyor bana!

Gülçin: Yıllar önce bir kitapta okuyup bir şey denemiştim. Tabii ki insanların özgür iradelerine müdahale edilmemesi gerektiğini biliyorum. Neyse yatıyordum. Yerimden kalkmak istemiyordum. Annem de televizyonun sesini çok açmış. “Konsantre olup, anneme bir düşünce göndersem” dedim; “Böylece televizyonun sesini kıssın.” Annem gerçekten de kalktı ve televizyonun sesini kıstı.

- Kızınızın herkes tarafından seviliyor olması size ne hissettiriyor?

Ayser: Her zaman gurur duyduğum gibi şimdi de gurur duyuyorum. Çok ukalalık etmeyeyim ama biz alışığız küçüklüğünden beri Gülçin’in başarılarına. 5 yaşından beri piyano çalıyor. AKM’de hem koroda, hem de baledeydi. O zaman da sahneye çıkıyordu.

- Hayata dair Gülçin’e verdiğiniz en önemli öğüdünüz nedir?

“Dürüstlükten şaşma ve insani değerlerini hiçbir zaman kaybetme” diyorum.

- Annenizle ilgili; “Keşke ben de ... olsaydım” cümlesinde boşlukları ne doldurur?

Gülçin: Annemin elinden bir şey kurtulmaz! Çok da sosyaldir. Ben onun kadar cesur değilim.

- Tek çocuk musunuz?

Gülçin: İki tane de ablam var. Üç anneyle büyümüş gibiyim! Bir kere yazlıktayız. “Anne” diye bağırıyorum dışarıdan. Ablam çıktı cama. “Sen değil. Babamın karısı olan annemi çağırıyorum ben” dedim. Büyük ablamla 13 yaş, ortanca ablamla da 10 yaş fark var aramda.

/_np/0411/5510411.jpgEren-Ayşe
Kızımın ayrı yaşamasına alışamadım

- Eren’in çocukluğunu düşündüğünüzde aklınıza gelen ilk şey ne?

Ayşe: Çok uyuyan bir çocuktu. Hep uyurdu. Ruhsal açıdan çok gelişmiş bir çocuktu. Çocukluğundan beri onu tanıyan herkesten tebrik ve teşekkür aldım. Diyordum ki: “Bu çocuk ne yapıyor onlara da, bu insanlar beni tebrik ediyor!” Arkadaşlarının arasında yapıcı ve ilişkileri güçlüydü.

- Siz ne hatırlıyorsunuz çocukluğunuza ilişkin?

Eren: Benden 2 yaş küçük bir kız kardeşim var. O benden daha çok konuşan, sesi çıkan taraftı. Bense susan taraftım. Ama daha hareketli ve kendi çapında biriydim. Kendi dünyam vardı. Siz beni bir bahçenin içinde bıraksanız ben çok keyifli zaman geçirirdim. Çünkü orada yaşadığımı hayal ederdim. Farklı bir hayal dünyam vardı. Cesur bir çocuktum. Bir çok arkadaşımın yapmayacağı ya da yapmaya çekineceği şeyleri yapardım.

 

- Hangi noktalarda çatışıyorsunuz?

Ayşe: Ben kızlarıma full time annelik yaptım. Galiba anne olmak için gelmişim dünyaya. Çünkü ne yaparsam yapayım hep annelik ağır bastı benim için. Çok düştüm üstlerine. Tabii ki sıkıldıkları zamanlar oldu. Şimdi uzakta Eren. Ama antenlerim ona yönelik yaşıyorum. Bahçemde çiçeklerimle uğraşırken bile aklım onda. Annelik bitmiyor hiçbir zaman.

- Uzakta derken, ayrı mı yaşıyorsunuz?

Ayşe: Eren ayrı oturuyor 2 yıldır. İşleri çok yoğun, görüşemiyoruz. Eren’in hayatı kolay olsun diye bu konuda ona destek verdim. Fakat ayrılık çok koydu. Hâlâ koyuyor, alışamadım. Arkadaşlarım bana; “Eren nasıl” diye sorduklarında benim gözlerim doluyor.

- Çocuk Eren’in gözünden annesi nasıl görünürdü?

Eren: Şu yaşıma geldim ve annemin daha anne rolünde olduğunu düşünüyorum. O zamanlar annem, birçok kişinin annesinden daha farklı gelirdi bana. Benim annem daha hareketli, daha renkliydi. Çok kahkaha atan bir kadındı. Kimsenin annesinin o kadar kahkaha attığını hatırlamıyorum.

- Çocuğunuz şimdi milyonlar tarafından seviliyor olması nasıl bir duygu?

Ayşe: Çok güzel ama ben hiç o tarafını düşünmüyorum. Ben daha çok kızım karnını doyurdu mu, günde bir elma yedi mi, portakal suyunu içti mi derdindeyim. İşin şöhret tarafını hiç duyumsayamıyorum. O hep benim küçük bebeğim.

/_np/0409/5510409.jpgCemre-Şebnem
Menajerimiz annem ama hiç torpil geçmez

- Küçük kızınızın ünlü bir şarkıcı olması ne hissettiriyor?

Şebnem: Çok algılayabilecek durumda değilim. Çünkü o gelişimin içindeydim. Onlar için açılan kapıların fazlalaşması, onların hayallerine daha çabuk ulaşabilmeleri bizim için bir gösterge. Bayağı bir uğraşmışız. Çok küçücük yaşta istedikleri bir şeydi bu. Çok büyük bir hayaldi. Hayallerini gerçekleştirmiş olmaları beni çok mutlu ediyor.

- Siz çocukluğunuzu düşündüğünüzde ilk olarak aklınıza ne geliyor?

Cemre: Ben biraz yaramaz bir çocuktum. Ne yapacağım belli olmazdı. Aklımda hiç Hepsi kızı olmak yoktu! Zaten gruba en son ben katıldım. Kızlar daha çok annemle çalışıyorlardı ve onlar istekliydi bu konuda. 13 senelik arkadaşlarız. Bizde kalırdık. Bütün arkadaşlarımız hafta sonları sinemaya, tiyatroya giderlerdi. Biz evde şan çalışırdık.

- Anneniz grubun menajeri. Annenizle aynı zamanda iş arkadaşı olmak nasıl bir şey?

Cemre: Felaket bir şey! Annenizin okulda öğretmeniniz olduğunu düşünün. Arkadaşınız kopya çeker; “Sen niye kopya çektin” der. Siz kopya çekersiniz, direkt müdüre gönderir. Böyle bir şey aynen. Kızlara bir kızılıyorsa, bana beş kızılıyor her zaman. Torpilin ‘T’si bile yok! Her zaman için en çok tuttuğu adamlar diğer kızlardır. “Yasemin

senden çok memnunum.” “Eren zaten senin hiç sorunun yok.” “Cemre senin bu kadar tembel olduğunu bilseydim hayatta seninle çalışmazdım!” Bunlar dışında karşılıklı şımarık bir ilişkimiz var. Tam iki zıt karakteriz ve kameraya çekilecek kadar komiğiz.

- Fotoğraf çekiminde annenizin kucağına oturuyorsunuz? Küçük bir kız olma özlemi mi duyuyorsunuz?

Şebnem: Bu tamamen benim koyduğum bir kural. Cemre’nin bir de kız kardeşi var: Dila. Onlara büyürlerken şunu söyledim; “Yüz yaşına da gelseniz ya da nikah masanızda oturuyor da olsanız kucağıma gelmenizi istediğimde kucağıma geleceksiniz!”

- İleride anneniz gibi bir anne olur musunuz?

Şebnem: Benden daha kuralcı olur!

Cemre: Ben çok fazla kuralcı bir anne olurum diye tahmin ediyorum. Çok fazla planım var çocuğumla ilgili. Baskıcı bir anne olacağım kesin! Kardeşimin canına okuyorum mesela! Annemin izin verdiği şeye benden izin alamıyor. Ama o da bunu okuyunca şımarmasın! Çocuğumun iyi bir insan olmasını isterim ve konu ne olursa olsun verecek bir cevabı olsun! O yüzden de nasıl bir anne olurum Allah bilir!

/_np/0413/5510413.jpgYasemin-Nilgün
Annem kokoştur

- Çocukluğunuzu düşününce aklınıza ilk olarak ne geliyor?

Yasemin: Annemin anlattıklarından hatırlıyorum; babamın kıyafetlerinin içine, yatağa hep ıspanakları doldurmuşum! Emeklediğim dönemlerde hem de!

Nilgün: İşten ayrıldım ve üç buçuk yaşına kadar Yasemin’i ben büyüttüm. Yasemin öğle uykusundaydı. Ama kalkması gereken bir vakit. Ben de ıspanak ayıkladım. Sonra bir şey oldu ıspanakları ayıkladığım kabı yere koydum aceleyle. Bu arada Yasemin’in uyanması gerek ama büyük bir sessizlik! Hemen; “Gidip bir bakayım” dedim. O zamanlar Beşiktaş’taki evimizin uzun bir koridoru vardı. Yerdeki halılar ıslanmış. “Allah Allah ne oluyor” dememe kalmadan, bir de baktım yerde küçük bir ıspanak parçası! Ispanakları takip ederek Yasemin’i buldum! Yatağın içine, yerlere her yere ayıkladığım ıspanakları dökmüştü! Akşam aç kaldık tabii!

- Anlaşamadığınız noktalar neler?

Yasemin: Kıyafet konusunda anlaşamıyoruz. Annem kokoştur! Ama ben kokoşluktan nefret ederim. Bir mağazaya gittiğimizde bana çiçekli böcekli şeyler getiriyor annem giymem için. Hiç sevmem öyle şeyleri.

Nilgün: Ben daha hanım hanımcık, süslü şeyleri severim. Askılı, abiye, topuklu ayakkabı vs. Ben genç kızlığımda da spor ayakkabı giymezdim mesela. Yine topuklu giyerdim. Feminen bir kadınım ben. Kızımsa spor. Onun bu kadar spor giyinmesi beni rahatsız ediyor. Çünkü giyindiği zaman çok yakışıyor ona askılı elbiseler, topuklular...

 

- Ünlü birinin annesi olmak ne hissettiriyor?

Nilgün: Çok keyifli! İlk sahneye çıktığında ilkokula gidiyordu. AKM’de Fındıkkıran Balesi’ydi. Çok heyecanlanmıştım. Ağlamıştım. Hangi konserine gidersem gideyim, heyecanım hiç değişmiyor. Onu sahnede gördüğüm zaman gözlerim doluyor. İnsanların fotoğraflarını istemesi, onu sevdiklerini söylemeleri çok gurur verici... Kolay gelmediler bu noktaya. Ortaokul yıllarından beri çok çalışıyorlar.

- Annenize en çok hangi konuda kızarsınız?

Yasemin: Öksüremiyor! Bir insan öksüremez mi! Benim annem öksüremiyor işte! Her seferinde bir şey oluyor sanıyorum. Sinir oluyorum o huyuna. Bir de beni sinir etmek için zırt pırt arıyor. Ama özellikle yapıyor bunu. Bazen duygu sömürüsü yapıyor bana. 40 yılda bir dışarı çıkıyorum. Bana; “Ben evde tek başıma sıkılıyorum” diyor. Telefonu kapıyorum ben de aramasın diye.

Nilgün: Ben Yasemin’le hayatı yakalıyorum. Bana gençlik veriyor.

- İleride anneniz gibi bir anne olur musunuz?

Yasemin: Olamam. Ben onun gibi sabırlı değilim. Onun kadar sabrım yok, azarlarmışım gibi geliyor çocukları o yüzden istemiyorum çocuk.

 

Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN


 
Oca
13
    
scrol | 13 Ocak 2008 20:22 | etiket:  

rup_hepsi_eren_yasemin_cemre_gulcin

En büyük hayalimiz bir müzikale imza atmak!

‘Hepsi’ grubunun üyeleri Cemre, Eren, Yasemin ve Gülçin, ekip olarak farklı bir şeyler yapmak istediklerini söyledi: Hayalimizde yurtdışındakiler gibi çok büyük bir müzikal var. Kaliteli ve alışılmamış bir proje istiyoruz..

Gençlerin sevgilisi olan Hepsi grubunun kızları; Cemre, Eren, Yasemin ve Gülçin, başrol paylaştıkları ‘Hepsi 1′ adlı diziyle atv ekranlarına taşındı. Oyunculuk adına hayli yol kat ettiklerini söyleyen dört genç kız, en büyük hayallerinin bir müzikalde oynamak olduğunu söyledi. Önümüzdeki ay üçüncü albümleri için stüdyoya girmeye hazırlanan Hepsi kızları; sinema filmi için teklifler almaya başladıklarını belirterek, haklarıında merak edilenleri GÜNAYDIN‘a anlattı.

GÜN GEÇTİKÇE DOĞALLAŞTIK* Dizi çekimleri nasıl gidiyor?
YASEMİN: Bu aralar havalar soğuk ve çekimler dışarıda olduğu için zorlansak da, genelde çok güzel geçiyor. Üşüyoruz ama çok eğleniyoruz.
EREN: Artık yün fanilalar giyiyoruz.

* Oyunculuğa alışabildiniz mi?
GÜLÇİN: Gün geçtikçe daha iyi olmaya başladık. Başlarda oyuncu koçumuz vardı. Aldığımız derslerle açığımızı kapatmaya çalıştık. Birçok insan da oyunculuğumuzu doğal buluyor.
CEMRE: İyi oyuncu dediğimiz kişilerden çok olumlu tepkiler aldığımızı söyleyeyim. Onlardan ‘Bu işi kotardınız’ tarzında güzel telefonlar aldık.
EREN: İlk başladığımız günle şu anki halimiz arasında çok fark var. Zaten herkes bunu söylüyor. Bu duruma gelmemizde birçok insanın rolü var.
YASEMİN: Karşımızdakinden rol almayı öğrendik. Ondan rolü aldığımızda, biz de bir şeyler katıp kullanabiliyoruz. Biz de kendi yorumlarımızı katıyoruz.
*
Diziyi izledikten sonra birbirinizi eleştirdiğiniz oluyordur. Hanginizin oyunculuğa yeteneği daha fazla?
EREN: Teknik olarak bilmiyoruz ama izleyici olarak baktığımda; hepimizin gerçekten o an iyi oynadığını ve o duyguyu verdiğini söyleyebilirim.

* Hiç müzikal teklifi aldınız mı?
EREN: Hayalimizde yurtdışındakiler gibi çok büyük bir müzikal var.
CEMRE: İnsanlar albüm çıkartıyor, arkasından peş peşe 5 klip çekiyorlar. “Biz şunu, bunu yaptık” diyorlar. Bizim kliplerimiz daha az ama diğerlerinin yanında farkını belli ediyor. Ekip olarak çok iyi çalışıyoruz ve gerçekten farklı bir şeyler yapıyoruz. Eğer bir gün, bir müzikal yaparsak kaliteli ve alışılmamış olsun istediğimiz için titiz davranıyoruz.
YASEMİN: Çok istiyoruz ama şimdilik öyle bir zamanımız yok. Albüm çalışmalarına başladık. Yine de müzikalde oynamak, en büyük hayallerimizden bir tanesi.
EREN: İnsanları eğlendirecek ve yüzlerini güldürecek şeylere ihtiyaç var. İçinde duygusal şeyler de barındıran eğlenceli bir müzikal sunmalıyız biz.

* Albüm çalışmaları ne durumda?
CEMRE: Parça seçiyoruz. Aralık sonu da kayıtlara başlayacağız.

* Nasıl bir albüm olacak?
CEMRE: Söyleyemeyiz!
EREN: Farklı bir albüm olacak.
GÜLÇİN: Henüz şarkı seçme aşamasında olduğumuz için her an her şey değişebilir. O yüzden biz şimdi ne söyleyesek yalan olur.
YASEMİN: Farklı bir şey yapacağız ama ne yapacağımızı biz de bilmiyoruz.

* 5 yıl sonra Hepsi grubunu nerede görmeyi planlıyorsunuz? CEMRE: Bizim en çok istediğimiz şeylerden biri, içecek kutularının üstünde kendimizi görmekti. Geçen yıl hem bunu yaptık, hem de Sezen Aksu’yla beraber şarkı söyledik. Bundan sonra ne yapacağız? En son 5 yıl sonrasını düşünmeme kararı almıştık! (Gülüyor)
YASEMİN: Düşünmüyoruz çünkü, hakikaten işin içinden çıkılmıyor…

İLERİYİ DÜŞÜNMÜYORUZ

* Yurtdışıyla ilgili çalışma var mı?
CEMRE: Şimdilik kesinleşen bir şey yok. Bir İngilizce şarkı yapmıştık ve o bayağı ses getirdi. Vokallerini bile tam okumadan yaptığımız deneme şarkımızla Avrupa’da listelere girdik. MTV’de birkaç hafta birinci olduğumuzu duyduk. Ama biz o şarkının üstüne oynamadık.
YASEMİN: Sadece bir denemeydi…

* Niye üstüne gitmediniz?
CEMRE: Çünkü her şeyi sindire sindire yapmak gerekiyor.
EREN: Yurtdışı için bence hazır değildik o zaman.
YASEMİN: Yaşımız daha çok genç. Bazı şeyleri yeni yeni öğreniyoruz. Bir dahaki sefere daha güzelini yapıp, yurtdışına göndeririz…